29 Ekim 2013 Salı

Ayvazo Mustafa

Sevdiği kızı istemişler…

Telâş, korku, kıskançlık; ve en çok da öfke… geldi bizi buldu.

İsteyen aile kasabanın doğusunda yürüme mesafesindeydi… O zamanlar yürüme mesafesi uzundu, en az bir saatlik yol. Ama gidişimiz biraz cakalı olsun diye cipe atladık. Cakalı olmak tehditkâr olmaktı da. Burada biraz dur… Sene 70’ler, Karadeniz’in sarp köy yolları yeni açılmış, patika-stabilize karışımı, sel sularından göçüklerle, tepeciklerle, balçıkla, göletlerle dolu yamru yumru yolların tek fatihi cipler… Arazi vitesli cipin içinde hop oturup hop kalkma ve gaz kesip gaz vermeye eşlik eden egzos sesi... ve henüz off roaddan bihaberken tepeye daha tepeye tırmanmanın gerçeküstü  hazzı. Hem gitmek hem varmak. Ama kasabaya değil köye varmak. Cip kasabada işgal kuvvetlerinin aracı gibi dururken köyde atmaca gibi duruyordu, özellikle ön lastikleri gıranın başında bir kayanın üstüne gelecek biçimde park etmişken. Belimizde tabancalarımız vardı ama asıl tehditkârlığımızı cipten alıyorduk.

Kızı isteten aile durduğumuz yolun aşağısındaki bahçenin sahibiydi… fındık zamanı… yerimizden ayrılmadık, kızı isteten çocuğun babasını çağırdık, ya da çağırttık… nasıl yaptık bilmiyorum, ama ayağına gitmedik. On sekiz on dokuz yaşlarındaydık. Adam geldi. Dedik ki, siz falanca kızı oğlunuza istemişsiniz. Evet dedi adam Allah nasip ederse. Hayır dedik adama, biz nasip etmeyeceğiz, o kız bir arkadaşımızın yavuklusu, haber gönderin kızın ailesine vazgeçtik deyin. Tamam dedi adam, sözümüzü ikiletmedi. Cipimize atladık geri döndük… Ayvazo Mustafa daha sonra başka bir kız kaçırdı, evlendi. İlk çocuğunun adını ben koydum. Rahmetle anıyorum...

Kerata Sevgisi

K.’ye bu ülkedeki sevgisizliği anlatırken büyüklerin küçüklere gösterdiği ‘kerata sevgisini’ örnek verdim.

Kerata sevgisinde azarlama ve teselli iç içedir. Önce azarlama… çocuk Büyüğün sesinin şiddetine boyun eğmiştir bir kere, anında kendini suçlu hisseder, tırsar ve kuyruğunu kısar… Korkuya ait bu beden formunun muhakkak oluşması gerek… Bundan sonra teselli devreye girer, Büyük korkunun kaynağının kendisi olduğunu unutturacak bir manevrayla yapar bunu, suçu çocuğa sahiplettirir… Çocuğun korkudan kurtulması için ara bir evredir bu… Sonra Büyük okşamayla vurma karışımı çocuğun ensesine, omzuna birkaç şaplak atar, ‘Seni kerata’ der ‘Bir daha yapma…’ Hiyerarşik bir sevgidir bu. Kadınla erkek arasında da vardır. K. Söylediklerimi çabucak kabul etti. Bu kadar çabuk kabul görmem hızımı kesti…


Haylaz biraz daha rahat bırakılan, yaramazlığıyla benimsenmiş çocuk… aslında yaftalar çocuğu terbiye etmek için değil, öyle kabul etmek için de konuluyor, ama yetişkinler dünyasının neresinde olduğunu belirlemek esas… Haylaz, kerataya göre daha ileri bir yaş evresine denk geliyor… Uzatılabilir tabi.

Son Aşk




Adam: “Hayatın kendisini sevmeyiz aslında… Mekânları, hayvanları, insanları, hatıraları, yemeği, edebiyatı, müziği seversin. Ve bazen içinde ne kadar sevgi varsa vermene ihtiyacı olan biriyle tanışırsın. Ve o kişiyi kaybedersen diğer her şey de duracak sanırsın. Ama her şey kaldığı yerden devam eder. Giraudoux der ki: ‘Etrafınızda bir sürü kişi olsa da sadece bir kişiyi özleyebilirsiniz.’ Bu insanlar fazlalık gibidirler. Görüşlerinizi gölgelerler, anlamsız bir kalabalıktırlar. Onlar… Onlar istenmeyen dikkat dağınıklığıdır. Sen de kendi başına unutmaya çalışırsın. Ama yalnızlık seni sadece bitirir…”

Kadın ve erkek aşka eşit ölçüde ortak değildir aslında arada hep nüans vardır. Biri diğerine göre daha az sevildiğini hisseder. Bir iki davranış belli eder bunu.  Kadın sevilmediğini hissettiğinde varlığını dayatır, erkek sevgisi kadın tarafından reddedildiğinde… Birbirlerini belki de en çok sevdikleri karanlık dönemler gelir, ikisi de ışığını karşı tarafa kapatır, bir şey göstermez… Adam birkaç  hamle yapar ama kadın tarafından hep reddedilir, kadına öyle gelir ki adamın sevgisi artık merhamettendir, pişmanlıktandır. Tanımlama zamanı başlamıştır, “herkes” devreye girer: Bu “herkes” bir şarkıdır, bir şiirdir, bir dostun tavsiyesidir. “Herkes”in her zamanki gibi tekliğe tahammülü yoktur, aşk zamanla  “herkes”e benzer.  Aşkı bitiren “herkes” bu kez de terapist olarak devrededir… Kim ki bu karanlık dönemden aşkın zaferiyle çıkar, ne mutlu onlara…