14 Ağustos 2015 Cuma

Güneş Batarken





Bu yaz sahilde malûm giysileriyle gelin ve damatlar görüyorum ve yanlarında fotoğrafçılar. 


Güneş burun ucunun üzerinde bulutun içinde kayboldu. Akşam oluyor, gümrah bir fışkırmayla tepeye doğru yayılan pembe  ışık hâlâ güçlü; evet oraya bakarsam gözlerim kamaşıyor…

Gelin ve damat denizin içindeler.  Fotoğrafçılar da öyle. İki kişiler ve ellerinde zumlu fotoğraf makineleri. Erkek olan bağırıyor:
“Yaklaş Damat bey, yaklaş!..”
Damat geline doğru yaklaşıyor ve su sıçratıyor.

Sudan çıktılar şimdi. Gelin dalganın erişebildiği yerde emekleme pozisyonunda; ve kadın fotoğrafçı onun karşısında iyice çömelmiş fotoğrafını çekiyor.  Gelin ve damat olmak birkaç saatlik bir durum. Bir oluş. Gelecekte hatırlamak için hafızaya yapılan yatırım. Bu birkaç saat kendi içinde çeşitli departmanlara ayrılmış; kuaföre/berbere gitmek, elbiseleri giymek, arabayı süslemek, konvoy halinde önünde arkasında 'Evleniyoruz mutluyuz' yazılı arabayla gezintiye çıkmak, korna çalmak vb. ve al işte bir yenisi: Gelin ve damadı deniz kıyısına götürmek ve orada fotoğraflarını çekmek. Ciddi ciddi bir iş.

Gelin yüzüstü yattı, sonra yan yattı. Buradan tam göremiyorum ama herhalde envai çeşit yatıyor.. Erkek fotoğrafçı geliyor gelinin yüzüne yakın temas sağlıyor, şöyle dur falan dercesine… Allah allah bir fotoğrafçı kadın daha çıktı, sırt çantalı (4x4 arazi fotoğrafçısı Cevat Kelle’nin dişi versiyonu)... Kadın bedeni yatınca uykuyu ya da yorgunluğu telkin etmez, kadınların yatma eylemi her iki hale de bağışık. Gördüğüm bütün kadınların yatışının fotoğrafik olduğunu söyleyebilirim. Bu konu şöyle şuracıkta dursun.

Damat nerede lan?.. Islanmıştı, üstünü mü değiştirmeye gitti?.. Dur tepeden aşağı siyahlar içinde biri iniyor, oraya doğru yürüyor, belki de damattır…

Gelin tekrar denizde, gelinliğini yıkıyor, kumlarını temizliyor. Zor. Nasıl arıtacak, bütün gözeneklere girmiştir kum…

Atçı Süleyman beyaz iki atıyla orada. Belki ata da binmişlerdir. Daha önce görmüştüm. Gelenekle, yeni konseptin bir kavuşması bu. Ama atlar fotoğrafın dekoratif bir öğesi de olabilir tabi. 

Evet siyahlı damatmış. Damat ve gelin ortada, kadın ve erkek fotoğrafçı iki başta kol kola  fotoğraf çektiriyorlar. 4x4 Sırt Çantalı Kadın çekiyor: Final fotoğrafı…

Ve ben kitabıma dönüyorum, Zizek’in ‘Hiçten Az’ına. Sayfa 527:

Kadın erkeğin semptomudur.’ Aşinayım bu söze. Bir alıntı bu. İlk duyulduğunda kafa karıştıran ama ‘Aslında kadın yoktur.’ ve ‘Cinsel ilişki yoktur.’ üçlemesiyle akla getirilmesi gereken Lacan’ın baba sözlerinden biri…

Ve bir dipnot:
“Don Juan’ın bir kadın fantezisi olduğunu iddia eden Lacan…” İlginç bu…


Arabalı magandanın biri müziğin sesini kökledi. Hep söylerim uzaktan gelen müzik, müzik değildir. İçeri kaçtım, kızım da müzik dinliyordu. "Sesini açsana." dedim. Güzelmiş. Dans etmeye başladım, şaşırdı... ve bana eşlik etti...









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder