7 Temmuz 2024 Pazar

Tekrara Dayanan Türklük


 

Bir Türk bir Türk’e gel beraber Türkleşelim demiş.

Diğeri biz zaten Türk değil miyiz demiş.

Öyle ama demiş ilk konuşan, gıyabımızda Türk’üz Türk olduğumuzu vicahiye çevirelim.

Anlamadım nasıl demiş diğeri.

Ben sana Türk’sün diyeceğim sen de bana Türk’sün diyeceksin demiş ilk konuşan.

Birlikte birbirlerine Türk diyerek Türk olduklarını teyit etmişler.

Her gün Türk’üm Türk’sün diye defalarca tekrarlamışlar. Ama en sonunda sıkılmışlar. Bir şey eksik demiş ilk konuşan.

Nedir demiş diğeri.

Gurur! Türk olmakla gurur duymuyoruz.

Duyalım demiş diğeri.

Öyle boş boş gurur duyulmaz demiş ilk konuşan. Bir şeyler lâzım… kimsede olmayıp bizde olan şeyler.

Tamam demiş diğeri, buldum: Bütün dünya dilleri Türkçeden doğmuştur.

Bravo! demiş ilk konuşan tüylerim ürperdi. Sıra bende: Dünyanın en eski tarihi Türklerindir.

Çok iyi demiş diğeri, birden dünyanın sahibi gibi hissettim kendimi. Dur demiş şimdi sıra bende: Biz Türkler yedi düvele kafa tutmuş bir milletiz.

Yedi düvel de ne ki demiş ilk konuşan Çinliler Çin Seddi’ni bizden korkularına yaptı.

Bir Türk dünyaya bedeldir demiş diğeri.

 

Böyle böyle salladıkça gurur duymuşlar, gurur duydukça da sallamışlar. Öyle ki hızlarını alamayıp sittin senedir Arap olan Muhammed’i bile Türk yapmışlar.

 

Oh be demiş ilk konuşan, Türk olmaktan gurur duyuyorum.

Oh be diye tekrar etmiş diğeri, Türk olmaktan gurur duyuyorum.

Almancada buna uygun bir sözcük var: "Borniertheit", kendinden küstah derecede hoşnut budalanın gururu.

Çetin Altan bu kadarını tahmin eder miydi bilmem, Türk’e Türk propagandası yapmaktan hiç yorulmamışlar. Derken her siyasi partinin parmak figürlerinden sembol edindiği bir dönemde kurt işaretini bulmuşlar. Münhasır Türk olmuşlar.

Ama milli maçlarda dünyaya hasım  Türk olmuşlar.

Paradoks şu ki en çok da sevinçlerinde ortaya çıkıyor bu hasımlık. Gol sevinçlerinde.

Nasıl bir sevinç bu?

Sataşkan, agresif bir sevinç… Sevinç değil yani, başka, marazi bir şey...