Aragon “Mutlu aşk yok ki dünyada”
demişti.
Sofrada benim de tuzum olsun, bu kadarına hakkım var, söylüyorum: Sonunda
saçmalığa yenilmeyen aşk yoktur.
Tavsamaktan,
her şey gibi zamana yenilmekten söz etmiyorum.
Saçmalık dış müdahalenin içeride hakikat
kılığına girmesi. Belki şöyle söylemek daha iyi: Dünyanın kendi saçmalığını âşıklara kendi sorunlarıymış gibi kabul ettirmesi.
Aşık olmak başka, birlikte olmak başka. Aşk birlikte olmanın yolunu bulur, illaki bulur. Çünkü aşk anarşisttir. Birlikte olmanın sosyal normları ise ideolojidir, dışarıdan müdahale eder.
Yasaklar ve izinlerle.
Ama saçmalık aşıklar arasına üçüncü bir kişi olarak
girmez, “herkes” düşüncesi aşıkların kafasının içindedir; yasak ve iznin
içselleştirilmiş dili.
Aşıklardan biri diğerini incitebilir,
biri diğerine küsebilir, bir konuda anlaşamayabilirler… zamanla araya giren “norm”
ideolojisi bu sorunların başkalarının değerlerine uyup uymadığını ölçmeye
başlar. İnsanın zayıf tarafıdır, yalnız kaldığında biriyle dertleşir. Tam da
aşka karşı caydırıcı tehlike budur işte. Çünkü kimse başkasına aşık olan
birinin yanında kendini iyi hissetmez. Bu onun tarafından daha az sevildiğinin
göstergesidir zaten, en yakını bile olsa.
Saçma norm uyarınca ne olması
gerektiğini söyler. Birinin ağzıyla olması şart değil.
İki insan birbirini artık sevmeyebilir. İçlerinden birinin sevmemesi bile yeterli.
Ama iki insan birbirini severken
ayrılıyorlarsa, ve bu ayrılık kararı gelecekte birbirlerini sevmemeleri için
yapılıyorsa saçma. Yani yöntem saçma demek istemiyorum, gerçekten de tercih
edilen saçma ayrılık sevmemeye yol açabilir. Ama ne pahasına? İnsan bu vazgeçişin nedenine
de kaçınılmaz olarak yabancılaşacaktır. İkinci kez saçma!
Aşkın kendisine ait olmayan bir
saçmalığı kendi hakikati sanarak ötenazi yapması. Ancak lanetleyerek bu
saçmalıktan kurtulabiliriz. Kahrolsun her tür aşk şarkı sözleriniz!
Yenilgi, melankoli ve kendi kabuğuna
çekilmiş hüznün bilgeliği, alın size Rodrigo. Aradığım söz nasılsa içimde
dolaşır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder